“Kitapta Meryem’i de an. Hani o ailesinden ayrılarak doğu yönünde bir yere çekilmişti.” (Meryem,16)
Meryem daha annesinin karnında iken Allah’a adanmış bir evlat…Yıllarca evlat hasretiyle yanıp, ahir ömründe kendisine bir çocuk hediye eden Allah’a, o evladı hediye eden bir anne…Allah bu adağı “güzel bir kabul” ile kabul ediyor. Nadide çiçekle ilgilenme görevini de Hazreti Zekeriya’ya veriyor. Evladını Allah yoluna adayan anne, nimete şükür nasıl edilirmiş bizlere öğretiyor. Hepimiz yeni doğmuş evlatlarımızı kucağımıza alıp severken, Meryem’in annesinden şu duayı işitiyoruz: “Rabbim, O’nu ve soyunu kovulmuş şeytana karşı korumanı diliyorum.” (Ali İmran,36)
Gelenekte mabede erkek çocuklar bırakılırdı. Kız bebek doğuran anne Rabbine içini şöyle döktü: ”Rabbim ben onu kız doğurdum; oysa erkek, kız gibi değildir.” (Ali İmran,36) Çünkü annesi biliyordu ki, mabette işler yoğundu, narin bir kız için şartlar ağırdı .Ama görün ki adağından dönmedi. Geleneğin aksine küçük kızı mabede bıraktı. Bu dik duruş bizlere bir sesleniş oldu: Aldığınız hayır kararlardan vazgeçmeyin. Çünkü şeytan ve nefis engel olmak için güzel niyetlerin peşindedir.
Meryem, kendisine ayrılan hücrede Rabbine ibadetle meşgul olur. Zor durumdaki insanlarla ilgilenir, hastalara dua eder. Yalnız başına ibadet ederken erkek kılığındaki melek kendisine şöyle seslenir, “Ben Rabbinin, sana tertemiz bir oğul vermek için gönderdiği elçiden başkası değilim.”(Meryem,19) Ve süreç başlar, mucize gerçekleşir. İsa peygamberin doğum vakti gelir. Mucizevi bir şekilde hamile kalan Meryem, her anne adayının yaşadığı doğum sancısı ile kıvranır. Hazreti İsa’yı ilahlaştıranlara adeta bir cevaptır bu. Zira o da bütün insanlar gibi normal bir şekilde doğmuştur.
Meryem sancı içerisinde kıvranırken, ona yardım edebilecek, teselli verebilecek,yeni doğmuş bebeği sarıp sarmalayacak kimse yoktur. Yalnızım, çaresizim diyen çağın insanına en güzel örnektir Meryem. Allah’a imanın olduğu yerde umutsuzluk yok, tükenmişlik yok, yalnızlık yok…Yardım mutlaka gelecek.
Sancı içerisindeki Meryem’e yapılan ilahi tavsiye “Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün”(Meryem,25) tıpkı öncekiler gibi;
“Musa, asanı denize vur.” (Şuara,63)
(Eyüp peygambere) “Biz de ona: ayağını yere vur, işte yıkanacak ve içecek soğuk bir su…dedik” (Sad,42) Şifa olacak su yerden çıkacak ama sen önce ayağını yere vur. Evet, bir meleğin kanadıyla bütün hurmalar yere dökülebilecekken bu iş Meryem’den isteniyor.
Ey insan, sen adımını at.
Ey insan, sen hele yola düş.
Ey insan, sen kulluğunu göster.
Allah hurmayı da gönderecek, denizi de yaracak, suyu da akıtacaktır.
Vahye teslimiyeti tam olan Hazreti Meryeme, annesine ve İsa nebiye selam olsun.
(Hazreti Meryem’in anlatıldığı dersimizden notlar, geniş bilgi için Ali İmran ve Meryem suresinin tefsirlerine bakılması tavsiye olunur.)
Züleyha BUCAK
Asım Ülker Kız Kur’an Kursu Öğreticisi





