Hayat acıdır… Bu söz bana yaz boyu teyzemle yaşadığım Hastane sürecini hatırlattı. Canım teyzem, Marmara Üniversitesi Hastanesi acilinde 15 mayısta başlayıp,11 ağustos saat 21.00 ‘e kadar süren, zorlu bir tedavi dönemi geçirdi.
Teyzemle günüm pazar sabahları başlıyor. Haftamı anlatıyorum ona. Herkesi soruyor; eşimi, çocuklarımı, kayınvalidemi…hepsini anlatıyorum teker teker.Teyzemin çoklu organ yetmezliği var .Son 10 gündür de bağırsaklarında kanama başladı.10 gündür yemek yiyemiyor…YASAK! ‘’Bu nasıl hastalık böyle Şenay! Ben yemek yemek istiyorum.’’diyor. Sabret teyzem bu da geçecek… diyorum. Başka bir şey söyleyemiyorum.
Aç kalan insanları uzaktan görür, üzülürdüm. Ama şimdi yakınımda .Dolap yiyecek dolu .İstiyor veremiyorum.Yemek yemeyi seven,yerken de hakkını veren teyzem…Sana ne pişirip getiriyim diye sorunca ‘’sütlü şehriye çorbası ‘’diyor.Ömrüm boyunca bir daha hiç pişiremeyeceğim çorba.
Teyzemle sohbet ederken bir ses: Refakatçi yemeğini alsın. Hastaya yemek yok! Ne acı bir ses…Ne acı bir yemek…Sesi duyan teyzem:‘’hadi aç kalma ye,ben dönüp uyurum’’ der ve gözlerini kapatırdı.Ah teyzem o yemek nasıl yenir şimdi?!
15 gün sonra kanama durdu. Teyzemin yasağı da kalktı. Rabbim kimseyi açlıkla terbiye etmesin.
Odası Sabiha Gökçen Hava Alanı’nı görürdü. Uçaklara bakardık camdan.Bu da geçer derdik.Bu da geçti…Teyzemin dünya günleri sona erdi.Bana da öğrettikleri kaldı.’’Şenay güçlü ol! Hayatta her şey gelip geçer. Hastalık, yokluk, açlık…Sana kalan o an ki sabrın,kulluğun.
Mekanın cennet olsun teyzem… Rabbim seni cennet nimetleriyle doyursun…
Asım Ülker Kız Kur’an Kursu Öğrencisi
Şenay AŞCI



